#Tanıklık Farkındalığı
Meditasyon pratiğinde geliştirilebilen önemli becerilerden biri, düşünce, duygu ve bedensel duyumları onların içinde tamamen kaybolmadan fark edebilmektir.
Meditasyon geleneklerinde bu deneyim sıklıkla tanıklık farkındalığı olarak ifade edilir. Psikolojide buna yakın süreçler ise meta-farkındalık (meta-awareness) ve decentering kavramlarıyla incelenir.
Buradaki amaç zihni susturmak veya düşünceleri ortadan kaldırmak değildir.
Amaç, zihinde olanı fark edebilmektir.
Bir düşünce gelir.
Bir duygu ortaya çıkar.
Bedende bir tepki oluşur.
Dikkat başka bir yere gider.
Meditasyon sırasında dikkatin dağıldığını fark ettiğiniz an, uygulamanın başarısız olduğu an değildir. Tam tersine, dikkatinizin nereye gittiğini fark ettiğiniz anda **meta-farkındalık yeniden devreye girmiştir.
Bu beceri günlük yaşamda da önemli olabilir.
Örneğin bir tartışmanın ortasında kişi şunları fark edebilir:
“Şu anda öfkeleniyorum.”
“Bedenimin gerildiğini hissediyorum.”
“Kendimi savunma isteğim yükseliyor.”
“Sesimi yükseltmek üzereyim.”
Önemli olan öfkenin ortadan kalkması değildir.
Öfkelenirken, öfkelendiğinizi fark edebilmenizdir.
Bu farkındalık, ilk dürtünün hemen davranışa dönüşmesi yerine kişinin yaşadığı şeyi görmesine ve vereceği tepkiyi daha bilinçli değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Olay → Tepkinin fark edilmesi → Seçim → Davranış
Örneğin öfkelenebilirsiniz ama bağırmak zorunda değilsiniz.
Kırılabilirsiniz ama karşı tarafı cezalandırmak zorunda değilsiniz.
Savunmaya geçme isteğinizi fark edip önce karşı tarafın ne demek istediğini anlamayı seçebilirsiniz.
Psikolojide decentering, kişinin düşünce ve duygularını kendisinin veya dış gerçekliğin mutlak bir yansıması olarak görmek yerine, zihinde meydana gelen geçici deneyimler olarak fark edebilmesiyle ilişkilidir.
Bu nedenle:
“Ben öfkeliyim.”
yerine,
“Şu anda öfke yaşadığımı fark ediyorum.”
diyebilmek önemli bir zihinsel değişimi temsil edebilir.
Duygu hâlâ vardır; fakat artık davranışın tek belirleyicisi olmak zorunda değildir.
Meditasyonun burada öğrettiği temel beceri oldukça basittir:
Yaşadığını fark et.
Onunla hemen özdeşleşmeden gözlemle.
Sonra nasıl davranacağını seç.
Tanıklık farkındalığı böylece duygularımızdan uzaklaşmak değil, onları daha açık görebilmek anlamına gelir.
Ve ilişkiler açısından önemli olan da hiçbir zaman öfkelenmemek veya tetiklenmemek değildir.
Ortaya çıkan tepkiyi fark edip, onun ardından ne yapacağımızı daha bilinçli seçebilmektir.